~Kendini Feda Etmek: kendini gözden çıkarmak, kıymak.

Dün yaptığım mini ankette çoğunluk tarafından “fedakarlık” ve “kendini feda etmek” arasındaki ayırıcı çizginin biliniyor olduğunu gördüm.

Ancak benim dikkatimi çeken başka bir nokta oldu. O da kimi zaman hatta çoğu zaman “fedakarlıklarımızın” kendini aşıp “kendini feda etmeye” vardığını bildiğimiz halde buna izin vermeye devam ediyor oluşumuz.

Ben bunu ilk aklıma gelenlerle nedenselleştirmek istediğimde iki ayrı kaynağa eriştim:

Birincisi, içgüdüsel olarak tehlikelere karşı kendimizi korumak için devreye giren bir sinir sistemimiz var.

Bu sistemi aktive eden kaynak tehlikeler.

Kendini feda etmenin uzun vadede sonu kötüye kullanılmaya varıyor. Ve kötüye kullanılmak demek, bir çeşit tehlike demek. Bu yüzden kendimizi güvende tutmak adına şüpheli bir yanımız hep bizimle (tabi ki kişiden kişiye değişecek derecelerde). Bu şüpheli yan aracılığıyla kimi zaman kendimizden verdiğimiz noktaları fark edebiliyoruz. Ancak fark ediyor olmak durdurmaya yetmiyor. Adeta sistem alarm veriyor ama alıcı bildirimleri kapatıyor.

İşte burada neden yetmediğine dair ikinci kaynak devreye giriyor.

🌟Erken Dönem Yaşantılarımız 🌟

Yani henüz küçücük bir çocukken deneyimlerimiz ve gözlemlerimiz sonucu kendimize, dünyaya ve çevremizdeki kişilere dair öğrendiklerimiz.

İlişki kurma biçimimiz ve ilişkilerde kendimize atfettiğimiz değer, öğrenmiş olduklarımızdan yalnızca biri ancak yetişkinlikte yeri çok önemli. Bu konuylada birebir ilişkili.

Sevilebilmenin, bağ kurabilmenin, onay alarak kendini değerli hissedebilmenin KOŞULU karşı tarafı memnun etmek olarak ÖĞRENİLDİĞİNDE, kendimizi feda etme yani gözden çıkarabilme eğilimimiz güçlü oluyor.

Bu tıpkı şuna benziyor;

⚡️ Ben kendimi feda etmezsem yani ilişkideki ihtiyaçlarımı, haklarımızı ikinci plana atmazsam yada gözden çıkarmazsam karşımdaki beni gözden çıkarır ve o zaman ondaki yerimi, sevgisini, ilgisini kaybederim(ve işte o zaman küçücükken öğrendiğim “sevilemezliğimle” yüzleşirim).

Ya da;

İlişkilerde kendi ihtiyaçlarımı da gözetmek yerine karşımdaki kişinin ihtiyaçlarını (beklentilerini) bir numaraya koymazsam yani kendimi, ilişkideki beni gözden çıkarmazsam onu ÜZMÜŞ, KIRMIŞ olurum. Ve bana uymayan bir şeyin önüne geçerek karşı tarafın beklentisini yerine getirmemem demek  “suçlu” olduğum anlamına gelir. Günün sonunda “suçlular” sevilemez kişilerdir.

Kulağa nasıl geliyor?

Çarpık değil mi?

Muhakeme eden yanınıza sormak istiyorum.

🌱 Kendime duyduğum saygının göstergesi olarak bana iyi gelmeyeceğini bildiğim şeye hayır diyebilmek beni nasıl  suçlu kılabilir ki?

🌱Karşı tarafın ihtiyaçlarını (yani benim limitlerimi zorlayan beklentilerini) karşıladığım ölçü belirleyebilir mi sevilebilirliğimin derecesini?

Muhakeme eden yanınıza ait olan ses, suçlu olduğuna inanan sesi bastıramıyorsa bu konuya derinlemesine bakmanızı öneriyorum. Geçmişte kendi kişisel deneyimime ve klinik çalışmalarımda ki tecrübeme baktığımda bunu tek başına yapabilmek ilk etapta güç bunu görebiliyorum. Ve psikoterapi desteğiyle temel düzeydeki ihtiyaçlarınızı gözardı etmeminizi tavsiye ediyorum 🙏🏼